26 Kasım 2013 Salı

Birkaç Fotoğraf

Maalesef  son birkaç gündür bağlantı sorunu yaşıyorum.  Bu kağnı gibi bağlantı 12 yıllık iş hayatımda hep kaderim oldu. Herkes kablolu kullanırken ben en uç noktada olduğum için hep kablosuz kullanmak zorundaydım. Ya hep kopardı ya da kağnı hızında açılırdı sayfalar.

İşte tam da şu anda yakalamışken kreşte yapılan doğumgünü fotoğraflarından birkaç tane paylaşmak istedim. Bendenizin bu aralar beyni kuş kadar bile çalışmıyor. Geçen hafta makinenin şarjını arayarak geçirdim. Şarjı buldum ama şimdi de bağlantı kablosunu bulamıyorum. Dolayısıyla evde yapılan kutlamayla ilgili elimde fotoğraf yok şimdilik.



(Bu çocuk da kim???)



Ve mutlu son.
Gülen yüzün hiç solmasın meleğim.




21 Kasım 2013 Perşembe

Bugüne Dair.

Sabah saat 08:55 te eşime şöyle yazdım: (bazı yerleri değiştireceğim :D )
Ben:
Canım 5 dk sonra kızım dünyaya gözlerini açmıştı
Sedo:
 :)
Sedo:
elif senn gibi bir annesi olduğu için çok şanslı
Sedo:
ona çok emek
Sedo:
vryrsun
Sedo:
ilerde
Sedo:
büüyünce
Sedo:
şöle bir ardına bakıp kendisi için yaptığın şeyleri görünce
Sedo:
çok daha özel bir anne olacan
Sedo:
gözünde


Eşim beni çok gururlandırdı. Her ne kadar ara sıra ben bile kendimin çocuğu olmak istemezken, dilerim eşimin bu söylediklerini kızımın ağzından da duyarım.

İyi ki doğdun hayatımızın anlamı. Dilin pabuç kadar olsa da, ara sıra kavga etsek de, beni her daim babana şikayet etsen de, seni çok ama çok seviyorum.

Ömrün uzun bahtın güzel olsun. Başarı, sevgi, mutluluk , huzur, sağlık, doğruluk her daim yoldaşın olsun.

Bu da kızımın 5 yaşına dair günün notu olsun.

Not: Fotolar kutlamalardan sonra.

20 Kasım 2013 Çarşamba

Pinyata girişimi ve sonuç

Yarın mucizemin doğumgünü. Hayatımızın miladı. Hem kreşte hem de evde kutlayacağız. Evdeki kutlamalarda kendisinden başka çocuk olmadığı için her sene iki kutlama gerçekleşiyor. Ve bu sene son artık okulda kutlama. Değişik bişey yapmak istedim. Şimdiye kadar pinyataya hiç ilgi duymadım. Hazırlanması falan beni hiç cezbetmiyordu.

Arkadaşların tavsiyesi, yapım kolaylığı derken " vira bismillah" dedim cumartesi sabahı. İşe gitmeden bir gün önce kızımın şişirdiği balonu aldım, oturttum bir kabın üzerine. Unlu bulamaçı hazırladım. Gazeteleri kestim.
İlk katı kapladım, mutfağa bıraktım. Kuruması için de pencereyi açık bırakıp işe geldim. Eve akşama doğru geldim. Çok güzel kurumuştu. Hemen ikinci katı kaplamaya giriştik kızımla. Önce ellerimi bulaştıramam ıyy mıyy dese de, bir başladı ki, bulamaçtan ayırabilene helal olsun. Kapladık ve akşam olduğu için ( güneşe koymayın patlayabilir demişlerdi) balkona koyduk. Yarım saat geçmemişti ki bir ses! Önce ne olduğunu anlamadık. Sonra aklıma geldi ve balkona çıktım ki, balon sizlere ömür. Acayip sinirim bozuldu. Tekrardan yapmayı asla düşünmüyordum. Çünkü kuruması için zaman alan bişey. Aldım altındaki kapla birlikte direkt çöpe.

Vazgeçmeyecektim. Başka alternatifler düşünmeye başladım. Ayakkabı kutusu ile yapmak geldi aklıma ama eşimin " bomba ile mi patlatacaklar? " yorumuyla vazgeçtim. Sonra evde fon kartonları olduğunu hatırladım. Kafamda bir şekil belirledim ve hemen cetvel makasla yapmaya giriştim. Acemi olduğumdan bir saate yakın uğraştım bu basit prizmamsı şey için. Birleştirmesi zorladı , ben de nasıl olsa görünmeyecek diye zımba ve koli bandı kullandım. Gece 23:00 e kadar uğraştım. Uhumuz bitmeseydi süslemesini de yapacaktım.


İşte dün bite pinyatamız. Ece sabah gördü çok mutlu oldu. Yüzündeki ifade gece 00:00 ye kadar uğraşmama değmişti.









Son olarak bu sene ki aşurelerimiz. Rabbim her sene bu günleri nasip etsin.
Şimdi bu akşam poğaça yapılacak, meşrubatlar alınacak ve yarın kreşe gidecek malzemeler hazırlanacak. Daha çok işim var benim çoook. Asıl kutlama cumartesi. Hepinizi bekleriz.

Bu arada benim her sene ertelediğim İzmir seyahatini bu sene garantiye almak için Ağustos ayında biletlerimizi almıştık. Yıllık iznimin 8 gününü ayırdım ben bu seyahat için. Ama gel gör ki, işyerindeki karmaşık durumlardan dolayı iznimi erteleme durumları olabilir. Nolur dua edin de öyle bişey olmasın. Çok istiyorum ben İzmir'e gitmeyi yaa!!!

14 Kasım 2013 Perşembe

Hoşgeldin OZAN bebek

Ece'nin aynı şehirde artık bir kuzeni var. :) 12.11.13 tarihinde OZAN bebek katıldı ailemize. Said amcamız ile Canan yengemizin oğlu. Ece çok mutlu dokunmaya kıyamıyor. Said amca alınmasın ama bebiş aynı annesi :D
Allah analı babalı büyütsün. Bahtın güzel, ömrün uzun olsun Ozi bebek. Var mı bebek kokusu gibisi ?

11 Kasım 2013 Pazartesi

Çok Adil Bir Puzzle Yarışması

Atamızın 75. ölüm yıldönümünde alışveriş merkezinin hazırlamış olduğu ve bizim kreşimizin de katılmazsa incilerinin döküleceği bir puzzle yarışması düzenlendi. Nasıl olacağına dair hiç bir fikrimiz yoktu. İki kişiye Anıtkabir gezisi hediye edilecekti. Okul eşorfmanlarıyla gelinmesi istendi.

Avm ye girdik içeriden harika marş sesleri geliyor. İnsanı duygulandıran, gözlerini dolduran. Ece yi teslim ettik. Hemen üzerini değiştirmek için bir yere götürdüler. Kendisine dar gelen, boğazını sıkan, altındaki soket ve spor ayakkabısına pek bir uyan bu elbiseyi giydirdiler.

Meğerse kocaman bir puzzle panosu varmış. Her bir parçanın da numarası. Çocuklar bir torbadan parçaları çekip numarasına göre yerleştirecekler. 10 ve 38 nolu paçayı bulan çocuklar da Anıtkabir gezisi için uçak bileti kazanacaklar. Ben açıkçası böyle düşünmemiştim. Her çocuğa aynı puzzle dağıtılacak ve kim birinci ve ikinci bitirirse ödülün sahibi olacak.

Bizim kreş ve avm deki bütün çocuklar katıldı yarışmaya. Kimse torbadan parça çekmedi. Büyük ablalar ellerine birer parça tutuşturdu. Bir süre sonra bizim kreşten küçük bir çocuk 38 numaralı parçayı buldu. Ve son iki parça kalıncaya kadar da kimse 10 numarayı çekemedi torbadan. ( Güyaa ! ) Ve ne hikmetse son iki parçadan biri bir kaç göz işaretiyle Ece nin sınıf arkadaşı tarafından bulundu.

Anlayacağınız pek adil bir yarışmaydı. Ortaya böyle harika bir puzzle çıktı.
Ece ben kazanamadım deyip arabeske bağlayacaktı ki, arkadaşı Arda yetişti imdadımıza. Uzun zamandır görüşmüyorlardı.

Yine de 10. Yıl Marşı, İzmir Marşı ve havada sallanan bayraklar ile Atamızı özlemle andık.
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan yürüyeceğimize ant içiyoruz ATAM.

8 Kasım 2013 Cuma

Laaayyyynn

Tv de yine o saçma Line reklamlarından biri vardı. Otobüse Kadir Doğulu mudur? Gürbey midir? ( kim olduklarına dair en ufak fikrim yok ) biner ve kızlar bayılır ya:

Ece : Anne şimdi bu adam yakışıklı mı allah aşkına?
Ben : Bana göre değil. Peki sana göre kim yakışıklı?
Ece : Tabiki de ATATÜRK.

4 Kasım 2013 Pazartesi

Haftasonundan

Bu cumartesi çalışmadık. Bünyem bile neye uğradığını şaşırdı. Evde yapılacak iş yok ( inanılır gibi değil ) gidecek arkadaş yok. Ee bu durumda napılır? Tabi ki anneye kahvaltıya gidilir. Kahvaltıda herşeye yumulunur ve tabi ki malum durumdan dolayı, temiz havanın da etkisiyle salıncakta yatay pozisyona geçilir. Gözlerimi bile açamıyordum. Esnemekten gözlerimden yaşlar geliyordu o derece. Ben uyurken kızım bu narları toplamış anneannesinin bahçesinden. Hemen fanusa konup salondaki sehpadaki yerini aldı bu bakır rengi narlar.


Öğlen eve döndük kızımla, baba işten gelmiş yatay pozisyondaydı. Biz de aldık topumuzu çekirdeğimizi attık kendimizi sahile. Önce biraz top, sonra çekirdek molası, sonra park derken hava kararmıştı eve döndüğümüzde. Direkt banyoya soktum küçük hanımı. Yemekten sonra ne oldu dersiniz? Saat 19:00 bile olmamıştı sızdığında :D Pekii biz naptık? Saat 21:00 olmamıştı yatağıma geçtiğimde. Ondan öncesinde koltukta uyuyordum. Kocam da gece balığa çıkacağından herkes uyumuştu cumartesi akşamı saat 21:00 de :D

Ertesi sabah kuzumla başbaşa kahvaltı, evi toplamaca falan derken öğlen oldu. Taze gelen mis gibi sütle sütlaç yapmak istedim ama evde vanilya kalmayınca aroma için ne kullanabilirim diye düşündüm. Çünkü hiç de pijamalarımı soyup markete gidecek havamda değildim. Portakal yetişti yardıma. İçine portakal kabuğu rendesi koydum. Bence harika oldu.


Ben mutfakta sütlaç yaparken kızım içerde kendi kendine faaliyet yapıyordu. Fotoğrafı kendi çekti.


Bu aralar elimde bu battaniye var. Kaynımın oğlu için örüyorum. Ama bebek doğmak üzere ve ben hala yarısındayım. Üzerine bazı motifler koyacağım bakalım ne zaman biter? Bu uyku hali beni mahvediyor. Bir de el uyuşması da başladı.


Ve işte dünün hasılatı. Akşama mis gibi balık vardı.
İlk defa palamut tutmuştu kocam. Normalde balığı avcarlamayız biz. Sadece tuzlarız. Ama palamut, baharat severmiş. Fırınladık. Yanında salata ile mis gibiydi. Akşama yanında sütlaç ohh.

Bol dinlenmeli bir haftasonuydu. Haftasonu iki gün olunca insan farkına varıyor tatilin. 

Neyse kalkayım artık yoksa bana yemek kalmayacak içerde.

Herkese mutlu haftalar.