30 Kasım 2016 Çarşamba

2017'ye Doğru Hayaller Dilekler Hedefler

Bu sabah aymadı bir türlü gün. Önce Aladağ'daki felaket, sonra usta tiyatrocu Erdal Tosun'un ölümü. Yürekler yandı yine. Allah sabır versin.
                      ----------------------------------------------------
Ben bir balık burcu olarak gerçek dünyayla zaten pek işi olmayan biriyim. Bırakın hayal kurayım, dilek tutayım, hedef koyayım ama balık burcunun tembelliği yüzünden de hiç birine kavuşamayayım :)

Sevgili Handan mimlemiş. 

SORU 1. Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?

Benim kendimde en beğenmediğim nedir diye sorsanız , sadece bir huyum yok ki değiştirmek istediğim. Bağırabilme potansiyelim, sürekli ağlayabilme huyum, alınganlığım da cabası. Tembelliğimi söylemeyeyim. Bir de iradesizliğimi ekledik mi bu kadarcık yeter sanırım. Allahım ne uyuz biriymişim ben yahu.

SORU 2. Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?

Üç dilekle bitirebilir miyim işi bilmiyorum. 
Eşimin işlerinin düzelmesini isterdim.
Daha ferah yaşayabileceğimiz bir ev isterdim.
Ve çocukların ölmediği bir dünya isterdim.

SORU 3. Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)

Öncelikle güzel bir tatil yapmak isterdim. Buna gerçekten ihtiyacımız var. Evimi eşyadan azad etmek isterdim. Kızlarımın birini kreşe, diğerini etüde ve yabancı dil kursuna yollamak isterdim. ( Çünkü eve gelip evi bıraktığım gibi bulmamak çok sinir bozucu). Kendim için de zayıflayabilmeyi isterdim. 

SORU 4. Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok para şart mı? Belki de değildir.

Piyangodan para çıksa önce borçlarımızı öderdim. Küçük bir bahçesi olan ev alırdım. Bahçesinde köpeğimize ve kocamın teknesine de yer olsun isterdim. Pasaport çıkartırdım. Gerisini bankaya koyar, belkide artık çalışmazdım.

SORU 5. Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz. 

Para olmadan yapılabilecek hayallerim arasında örgü örebilmek, bisiklet sürmek, bahçe işleriyle uğraşmak  isterdim. 


Ben de DeeptoneAnne Kaleminden ve Anne Gözüyle bloglarını mimliyorum. 

28 Kasım 2016 Pazartesi

Yapmak isteyip de yapamadıklarım

Çok fazla blog takip ediyorum. Bunların içinde anne çocuk blogları, yemek blogları, dekorasyon blogları, moda blogları, hobi blogları, alışveriş..vb ne ararsanız var. İşte o bloglarda görüp görüp içimin eridiği , yapmak isteyip de yapamadığım bir sürü şey var. 

Örneğin büyük şehirlerde yaşayanların imkanlarını kıskanıyorum. Çocuklarını öyle yerlere götürüyorlar ki imreniyorum. 

Çektikleri fotoğraf, yaptıkları fotoğraf düzenlemeleri, sahip oldukları makineler hepsi çok çok güzel. Kıskanıyorum.

Sonra öyle sofralara şahit oluyorum ki, offf. Nasıl bir görsellik nasıl bir emek. Helal olsun diyorum. Bizim hedef sadece karın doyurmaktan ibaret. Sofradan en az beş defa kalkıyorsun, hazırlayana kadar zaten kırk takla atmışsın, masaya tabak çatal koymuşsam ne ala. Bir de yeni tarifler denemek istiyorum, mutfakta saatler geçirmek istiyorum ama gel gör ki sadece istiyorum. 

Beni en çok benden alan dekorasyon blogları. O bembeyaz evler. O evlerde hiç mi yaşayan yok. Çok mu zenginler? Nasıl bu kadar düzenli , pırıl pırıl? Yani benim duvarları görseniz bant yapıştırıp çekmekten boyaları bile sökülmüş. Kızım bir ara eline boya kalemi almış trambolinde zıplarken sanatını icra ediyordu. Mesela o tramblolin hep salonda. Sehpa hep bir kenara itilmiş durumda ki, yer açılsın çocuklara. Siz düşünün benim evin dekorasyonunu.

Sonra örgü bloglarının yaptıkları, o dekorasyon evlerinde paylaşılan battaniyeler, kırlentler. Örgü örmeyi biliyorum, ben de örmek istiyorum ama ben niye zaman bulamıyorum. 

Dikiş dikebilenlere hastayım zaten. Bir de etamin, kanaviçe yapanlara. Aralarındaki farkı hala bilmiyorum. Bana göre ikisi de aynı. Birbirinden güzel ahşap boyayanlar, keçeden harikalar yaratanlar daha neler neler.

Sukulentlere merak sardım bu ara. Hala başlayamadım ama. Beleşten bulmaya çalışıyorum o güzelim kaktüslerden, sukulentlerden. Hatta elime geçen ufak figürleri saklıyorum belki lazım olur süslerken diye. Dün yengemde gördüm iki tür. Bu belki hızlanmama sebep olur.

Ya gezenlere ne demeli? Her haftasonunu dışarıda geçiren insanlar. Hem kıskanıyorum hem sorguluyorum. Yani dışarı her adım atışın para. Biz bu kadar mı fakiriz? Çoğu çalışmayan kadın oldukları halde, kocalar ne iş yapıyor diyorum. Bizim de arabamız var, evimiz kira değil, eve iki maaş giriyor(du). Bakıcımız var(dı). Ara sıra kahvaltılarımızı dışarda yapıp yemek yiyoruz tabiki de. Lakin gerçekten çok gezebilen bir aile değiliz. Oysa bizim haftasonları sürekli yaptığımız çekirdeğimizi topumuzu ipimizi alıp sahile çıkmak. Parka gitmek. Avm ye gitmek bile bize göre değil. Sevmiyorum ben bütün hafta evde kapalı olan çocukları haftasonu da kapalı ortama sokmayı. 

Sonra bir sürü bir sürü okuyup film izleyenler var. Allahım çatırt ediyorum orta yerimden. İzlemediğim bir sürü film keşfediyorum listem habire kabarıyor. Kitap desen keza. Hep alınacaklar okunacaklar listeme bir rakam daha ekliyorum. 

Çocukların spor yapanı, kitap okuyanı, enstrüman çalanına ne demeli? Bayılıyorum , Allah esirgesin diyorum. Benim büyük kızı hala bir spora başlatamadık. Oysa hep kilosundan şikayet edip duruyoruz. Kitabı da ite kaka okuyor sıpam. Küçüğün de dans etmesini enstrüman çalmasını istiyor bu gönül ama bakalım kısmet. 

Şimdilik bu kadar yapmak isteyip de yapamadıklarım listesi. Daha vardır da, aklıma gelenler bu kadar. Yapamamanın sebebinin çoğu tembelliğimden biliyorum. Bazıları maddi onu da biliyorum. Ama olsun yine de yapmak istiyorum.

Yapabilen herkesi kıskanıyor, saygı duyuyor ve sevgilerimi iletiyorum.

21 Kasım 2016 Pazartesi

Bugün günlerden ELİF ECE

21 Kasım 2008. Hoşgeldin 8 yaş.
Bugün gibi gözlerimin önünde herşey. Hastaneye gidişimiz, ameliyathane, seni ilk görüşüm, doktorun yukardan sana el sallatması... Senin gelişinle aile olduk biz. 
Çok uslu bir bebektin. Hiç bir konuda beni yormadın. Emziği kendin bıraktın, emmeyi bırakmayı hemen kabullendin, biberonla aşk yaşıyordun ama onu da iki yaşında çözmüştük. Hala yanımda yatmaya bayılıyorsun. Hep dibimde bitiyorsun. Kardeşinden sonra sana çok vakit ayıramadım biliyorum ama sen kıskanıyorsun diye onunla da ilgilenemiyorum kıskanç böcüğüm.

Artık kocaman bir ilkokul 3. sınıf öğrencisisin. Yolun açık, başarıların daim , sağlık , huzur, mutluluk hep yanında olsun prensesim. 



Hiç tek başına pozun olamadı biliyorum ve sen de buna içerlendin ama napalım. Pasta ve mum görüp kayıtsız kalan bir çocuk tanıdın mı sen hiç? Bunlar da senin kuyrukların :)

Doğum günün kutlu olsun MELEĞİM. 

10 Kasım 2016 Perşembe

7 Kasım 2016 Pazartesi

Kasım ayı

Ayın 7'si oldu bile. Kasım ayını severim. Sonbaharı genel anlamda severim ama kasım başka güzel sanki benim için. Büyük mucizemin bu ayda doğmasının bunda etkisi var sanırım. Ama ben nedense 2016 yı sevemedim. Sadece bize iyi gelmedi bu yıl.

Eşimin işyerinin durması,
Dedemin felç geçirmesi,
Meriç bey'in bebeğini kaybetmesi,
Ela'nın acillerde son bulan yüksek ateşleri,
Hülya abla ile yolları ayırmak zorunda kalmak,
Varolan krediye bir yenisinin eklenmesi,
Arabayı satmak isteyip, satamamak,
Yoğun bakımda yatan müdürümüz...

Aklıma gelmeyenler de vardır elbet. Çok şükür bugünümüze ama gerçekten bizi bunaltan bir yıl oldu 2016. Neyse şimdi beni bekleyen şeyler var.

Ece den önce hem halasının hem de kuzeninin doğumgünleri var bu ay :) Ece için ne yapacağımı hala bilmiyorum. Yumurta kapıya dayanmadan harekete geçemiyorum nedense :)

Ondan sonra, yastık kılıfı olmayı bekleyen kazaklarım var. Güya dıy yapıyorum kendi çapımda. Bakalım bişeye benzeyecek mi?

Saksılara bulduğum kaktüs ve sukulent çeşitlerini ekmeye başladım. Tabi ki sizin internette gördüğünüz muhteşem konseptlere benzemiyorlar ama öncelikle amacım çoğaltmak.

Bir sürü yeni dizi başladı. Ben de dört gözle Kıvanç'ın dizisini bekliyorum. Bizim evde çocuklar yatana kadar çizgi film izleniyor evdeki sarı fırtına izin vermiyor. O yüzden bakalım muvaffak olabilecek miyim dizimi izlemeye? Poyraz'a devam bu arada :) İzlediğim tek dizi.

Yeni bir kitaba başlamalıyım.

Ben şimdi ara verdiğim blog ziyaretlerine de kaldığım yerden devam etmeye gidiyorum.

Hepiniz sevgi ve sağlıkla kalın.

1 Kasım 2016 Salı

Ne yazsam bilemedim

Kötü bir dönemden geçiyorum. Tadım tuzum yok. Kafamda türlü kötü senaryolar.

Geçen aylarda dış ticaret müdürümüzün yaşadığı kötü olaydan sonra (yeni doğan bebeğini kaybetmişti) şimdi diğer ticaret müdürümüz yine basit bir operasyon sonrası on gündür yoğun bakımda yatmakta.
Daha dün gibi, perşembe mesai bitiminde "- kızlar ben yarın yokum görüşürüz" deyip el sallayışı. Hepimiz dua ediyoruz. Ofiste kasvetli bir hava var. Umarım en kısa zamanda aramıza döner.

Sağlıkla kalın.

13 Ekim 2016 Perşembe

Tehlike çanları çalıyor

Açık açık söyleyeyim, ben haber izleyen çok gazete okuyan biri değilim. Çünkü okudukça nefes alamayanlardanım. Handan'ın blogunda okuyana kadar Proje Okul safsatasından haberim yoktu.  Okuyunca resmen ürperdim. Noluyoruz allah aşkına? Nedir bu İmam Hatip sevdası? Varolanlar yetmiyor mu? Herkes imam hatiplere gitmek için  sıraya mı girmiş. Karşı kesime olan bu saygısızlık bu dayatmanın açıklaması nedir? Cumhuriyet birilerine neden bu kadar batıyor? Nasıl bir kuyruk acısıdır?Nasıl bir nefrettir bu? Başka açıklaması var mı? Din gerçekten de ticareti yapılabilen en kolay şeymiş. Yani sizin isteklerinizi karşılayan başka ülkeler var gidin orada yaşayın. Ve şu bir gerçek en mutlu dinciler Avrupa'da yaşayanlar. Neden acaba? Neden gelip ülkelerinde Türkiye'de yaşamıyorlar?

Daha geçenlerde eşimin yolladığı bu videoyu izlerken Rahmetli Uğur Mumcu yıllar öncesinden görmüştü geleceği.  https://www.youtube.com/watch?v=EiKHVjh_dHI

Durumun vehameti apaçık ortada. 
http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/yilmaz-ozdil/proje-okul-1442199/

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/614342/Proje_okullar.html

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/613777/_Proje_okullari_benim_devlet_okulumdur__istedigimi_yaparim__gidin_ozel_okula..._.html


Benim kızım da devlet okuluna gidiyor. Özel okullara binlerce lira teşvik veren devlet, kendi okullarında çalışan hizmetlilerin bile parasını ödemiyor. Devlet okulu olmasına rağmen biz de bağış veriyoruz. Yarın birgün benim de okulumu projelerine katmayacakları ne malum? Alet etmeyin okullarımızı, öğretmenlerimizi projelerinize. 

Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Mustafa Kemal Atatürk

Bundan daha güzel açıklanamazdı .Boşuna yazılmadı bu hitabe. 

Cumhuriyet, okullarını kaybediyor, tehlikenin farkında mısınız?


Bu yazıyı dün yazmıştım. Kontrol etmeden yayınlıyorum. Umarım çorbada az da olsa tuzum bulunmuştur.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...