25 Ekim 2014 Cumartesi

Hani benim gençliğim nerde?

Şaka maka 2015 te liseden mezun olalı 20 yıl olacak. Püüfffff. Harbiden geçip gitmiş yıllar. Eşim olsaydı farklı bir tabirle anlatırdı yaşlandığımızı :) lakin bloğa yakışmaz.

Ben çocukken çok kitap okuyan biri değildim ( hatta gençliğimde bile okumazdım) ama çocukluğumdan kalan, unutamadığım kitaplar vardır hafızamda ve her hatırladığımda yüzümü gülümseten.

Aynı D&R sitesinde şunu görüp de yüzüme yayılan kocaman gülümsemeyi farkettiğim ve " vay beee" deyişim gibi. Bu kitapları tekrardan göreceğimi hiç tahmin etmezdim.

Eminim bir çoğumuz okumuşuzdur bu kitapları. Yoksa tevellüdünüz mü yetmiyor :)

Dün gibi hatırlıyorum her bir kitabını defalarca okuduğumu. En çok da serinin son kitabı olan "Cin Ali Kır Gezisinde". Sanırım en çok bu kitabın kapağını beğendiğim için.



Linki eşim yolladı ve ben de hemen Ece ve Ozan için sipariş verdim. Bununla birlikte "Çocuk Kalbi" ve yine çocukluğumdan bende kalan ve resimleri beni benden alan diğer kitaplarla birlikte. Ama onları bir sonraki yazıda yayınlayacağım.

Ofiste tüm bilgisayar arızaları beni bulur. İzne ayrılmadan önce internet sıkıntısı yaşıyordum sürekli. Ben izindeyken halledilmiş. İşe başladığım gün öğlen Ela yı emzirmeye gittim geldim ve klavye tırt. Hoparlör sen sağol. Printer ı görmüyor. Has......

Şimdi bilgisayar kasasının ön usb leri iptal. Kısa devre varmış. Ben gelene kadar bişeyi yoktu. Bloğa nasıl foto ekleyecem bilmiyorum.

Bu fotoyu da kaynımdan çaldım.

Herkese iyi hafta sonları.

17 Ekim 2014 Cuma

Bi Kahve...

Hava yağmurlu...
Aylar sonra ilk defa topuklu giymişim.
Ayağımdaki dolama acıyor.
Bütün yaz giydiğim sandaletlerden sonra ayağım nefes almıyormuş gibi hissediyorum.

Yine de kendimi iyi hissediyorum.
Dün eve gittim pırıl pırıl, halılarım serilmiş, yemeğim var, ohhh.

Sağ üst köşedeki şiiri dün okudum ve çok hoşuma gitti.
Ben de kızlarıma uyarladım ve hep orda dursun istedim.
Şiirden öte dua gibi.

''Sen benim olamadıklarım ol...
İyi ol mesela,
Mutlu ol,
Huzurlu ol,
Aşk ol...
Ve;
Seni bana sevdirene emanet ol...''


Özdemir Asaf




Bi Kahve???


16 Ekim 2014 Perşembe

Dün gecenin hasılatı: SÜRK

19 haftalık doğum izninden sonra işe döndüm. Koşturmacalı bir yaz döneminden sonra kızım okula, ben işe. Süt iznimi akşamları bir saat erken çıkarak kullanıyorum. Ece yi okuldan alıp öyle geçiyorum eve. Bizim artık Hülya ablamız var. Eylül ayında işe başlamadan bir ay önce katıldı ailemize. Ben çalışacağım için artık çocuklardan ve yemeğimizden sorumlu kendisi. Hülya abla bizim ilk görüştüğümüz kişi. İlk görüşte sevdik biz onu. Arada tanıdıklar da olunca içimiz pek bir rahat etti. Yani artık evde yemeğim olduğu için tek koşturmaca sebebim Ela oluyor. Bu koşturmacalar Ece ye hiç uymuyor ona kalsa yolda sallana sallana eve gitmek ister.

Yemek yedikten hemen sonra ödevlere başlıyoruz. Bana kalsa eve girer girmez başlarım ama hem çocuğa yazık, hem de benim ağırkanlı kızım için hemen diye bir tabir yok maalesef.

"Tttıı" fasikülü bitecek denmiş. Yani sekiz sayfa ödev bizi bekliyordu. Evde çok güzel okuyan, yazan kızım dün okulda yanlış okumuş. Öğretmen de kızmış." Haklı " dedim sana kızmakta, çünkü senden çok emin. Yanlış okumak öğretmenini şaşırtmış dedim.
Bütün akşamımız Talat'a alet aldırmakla, Ela'ya et tattırmakla, Lale'ye ip atlatmakla geçiyor.
Aslında yazısı çok güzel ama bu sayfada saat artık 22:00 yi geçmiş ve Ece de baya yorulmuştu. Ertesi güne sadece okuma ödevlerimizi bırakıyoruz. Çünkü Hülya ablamızın yapacağı o kadar çok şey oluyor ki, ödevleri yetiştiremez. Bu fotoyu dayımıza yollamak için çekmiştim , pek net çıkmamış herzaman ki gibi. Bu saatte Ela ve babamız çoktan uyumuş oluyor.
Ece ödev yaparken benim aklım mutfakta yoğrulmak için beni bekleyen sürkte. Sürk sanırım sadece bizim yöreye özgü bir kahvaltılık. Tuzsuz çökelek ve içine katılan baharatlarla yoğrulup hazırlanan nefis bir şey. Normalde hep annem yapıp bana verir ben ilk defa yapacaktım. Sebebi de Ece nin alerjisi. Dün doktora kontrole gittik ve herşey yolunda dedi dr ama hala market ürünleri yasak. Bize göre bu alerjinin sebebi stres. Ama yine de yediklerimize dikkat etmekte fayda var. Renkli, boyalı, asitli, baharatlı, katkı maddeli şeyler yasak dedi dr. Evde yapılan herşey serbest. Şimdi cips istiyor benden, tek zaafı. Artık onu da evde yapacağım. Varsa pratik, kızartmasız tarifleriniz çok sevinirim. Sabahları sadece evde sütten yaptığım peynir domates ve zeytin yiyordu epeydir. Sürk de çeşit olur diye düşündüm.
1 kg tuzsuz çökelek
2 çay kaşığı kimyon
Bir dolu avuç kekik ( bizim buraların yabani kekiği)
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı pul biber
Yarım çay kaşığı tarçın
1 yemek kaşığı çörekotu
1 yemek kaşığı tatlı biber salçası
1 tatlı kaşığı acı biber salçası
2-3 çay kaşığı da tuz

Yoğururken tadına bakıp damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz çeşnileri.

İçli köfte yoğurur gibi bir güzel yoğuruyoruz. Yoğurması zor bişey değil. Ben tek başıma ve ellerim bulaşık olduğundan fotoğraflayamadım. İşte sonuç. Yoğurması ve şekillendirmesi yarım saat falan aldı. Kağıt mendil serili bir tepsiye dizdim. Artık kurutma safhası. Ama bizim buralarda güneş bir kaç gündür göstermiyor kendini. Üzerine temiz bir tülbent serilip güneşte kurutuluyor normalde. İki üç günde kurur ama benim yaptıklarımın kuruması daha uzun sürecek sanırım. Altındaki kağıtlar ıslandıkça değiştirmek gerek. Kuruduktan sonra ( taş gibi olmayacak, amaç suyunu kurutmak, elinize aldığınızda şekli değişmeyecek sertlikte olmalı) ister poşetlerde buzluğa koyabilirsiniz, iste kavanoza koyup üzerini zeytinyağı ile doldurabilirsiniz. Bir de küflendirenler var ki, allah affetsin. O nasıl koku öyle! Kahvaltı servisinde de dilimlenip zeytinyağı ile servis yapılıyor. Salatalara konabiliyor, salatası yapılabiliyor, yine bizim buraların biberli ekmeğine , ıspanaklı böreğine katılabiliyor.

Çökelek o kadar suluymuş ki, sabah kalktığımda bu haldeydiler. Hülya ablamız yeniden şekillendirdi.

Afiyet olsun.

14 Ekim 2014 Salı

Bloğuma söz geçiremiyorum!

Oldum olası teknoloji özürlüyümdür. Bir türlü yıldızımız barışmadı. Cezbetmedi beni. Kafam almıyor elimde değil. Sanırım ben yokken bazı şeyler değişmiş bloglarda.

Bloğumda izleyiciler gadget ı yok, ekleyemiyorum.
Profilimi düzenlemek istiyorum, beceremiyorum. Fotoğraf kafam kadar çıkıyor.(
Sanki düzeltmeye çalıştıkça elime yüzüme bulaştırıyorum.
Fotoğrafları düzenleyemiyorum.Program kullanamıyorum. Ama sanırım bu kişisel değil de ofisteki pc yi kullanmamdan kaynaklı bir tedirginlik. Çünkü fotoğrafları kaydetmek istemiyorum. Eee akşam da evden pc başına oturmam rüya.
O yüzden imrendiğim bloglara salyalarım akarak bakıyorum.
Bir ben miyim böyle teknoloji özürlü?

Yoksa yukarıdaki basit işlemler için yapabileceğim bişeyler var mı?

Sevgilerimle

8 Ekim 2014 Çarşamba

Uzun bir aradan sonra MERHABA!

Hepinizi çok özledim. Nasıl bir dönüş yapacağım diye çok düşündüm. Defalarca yeltendim ama beceremedim. Kısmet olmadı bir türlü.

Mucizelerime bir yenisi daha eklendi. Hatta neredeyse dört aylık oldu.




Koşturmaca bir yaz tatili geçirdik.
Hala oldum. Alin Nur ailemize katıldı.

Okula başladık.

İğrenç bir alerjiye bulaştık. Üç haftadır bununla savaşıyoruz.

İşe geri dönmem dedim, Ay başında işe başladım.
Kötü bir bayram tatili geçirdik. Kızım sırf iğne olmamak için çikolata bile yemedi. Market ürünleri tamamen yasak. En organik bir şekilde beslenmeye çalışıyoruz. Neye karşı alerjimiz olduğunu bulana dek.

Şu bir gerçek blog dünyasına bir girdim mi kopamıyormuş insan. Yazamasa bile girip okumadan, bloglar arasında dolaşmadan duramıyormuş insan.

İnşallah artık daha sık göreceksiniz beni. Şimdilik bu kadar. İşe yeni dönmüşken dikkat çekmeyeyim.

Sevgiyle kalın

26 Kasım 2013 Salı

Birkaç Fotoğraf

Maalesef  son birkaç gündür bağlantı sorunu yaşıyorum.  Bu kağnı gibi bağlantı 12 yıllık iş hayatımda hep kaderim oldu. Herkes kablolu kullanırken ben en uç noktada olduğum için hep kablosuz kullanmak zorundaydım. Ya hep kopardı ya da kağnı hızında açılırdı sayfalar.

İşte tam da şu anda yakalamışken kreşte yapılan doğumgünü fotoğraflarından birkaç tane paylaşmak istedim. Bendenizin bu aralar beyni kuş kadar bile çalışmıyor. Geçen hafta makinenin şarjını arayarak geçirdim. Şarjı buldum ama şimdi de bağlantı kablosunu bulamıyorum. Dolayısıyla evde yapılan kutlamayla ilgili elimde fotoğraf yok şimdilik.



(Bu çocuk da kim???)



Ve mutlu son.
Gülen yüzün hiç solmasın meleğim.




21 Kasım 2013 Perşembe

Bugüne Dair.

Sabah saat 08:55 te eşime şöyle yazdım: (bazı yerleri değiştireceğim :D )
Ben:
Canım 5 dk sonra kızım dünyaya gözlerini açmıştı
Sedo:
 :)
Sedo:
elif senn gibi bir annesi olduğu için çok şanslı
Sedo:
ona çok emek
Sedo:
vryrsun
Sedo:
ilerde
Sedo:
büüyünce
Sedo:
şöle bir ardına bakıp kendisi için yaptığın şeyleri görünce
Sedo:
çok daha özel bir anne olacan
Sedo:
gözünde


Eşim beni çok gururlandırdı. Her ne kadar ara sıra ben bile kendimin çocuğu olmak istemezken, dilerim eşimin bu söylediklerini kızımın ağzından da duyarım.

İyi ki doğdun hayatımızın anlamı. Dilin pabuç kadar olsa da, ara sıra kavga etsek de, beni her daim babana şikayet etsen de, seni çok ama çok seviyorum.

Ömrün uzun bahtın güzel olsun. Başarı, sevgi, mutluluk , huzur, sağlık, doğruluk her daim yoldaşın olsun.

Bu da kızımın 5 yaşına dair günün notu olsun.

Not: Fotolar kutlamalardan sonra.