17 Ekim 2014 Cuma

Bi Kahve...

Hava yağmurlu...
Aylar sonra ilk defa topuklu giymişim.
Ayağımdaki dolama acıyor.
Bütün yaz giydiğim sandaletlerden sonra ayağım nefes almıyormuş gibi hissediyorum.

Yine de kendimi iyi hissediyorum.
Dün eve gittim pırıl pırıl, halılarım serilmiş, yemeğim var, ohhh.

Sağ üst köşedeki şiiri dün okudum ve çok hoşuma gitti.
Ben de kızlarıma uyarladım ve hep orda dursun istedim.
Şiirden öte dua gibi.

''Sen benim olamadıklarım ol...
İyi ol mesela,
Mutlu ol,
Huzurlu ol,
Aşk ol...
Ve;
Seni bana sevdirene emanet ol...''


Özdemir Asaf




Bi Kahve???


16 Ekim 2014 Perşembe

Dün gecenin hasılatı: SÜRK

19 haftalık doğum izninden sonra işe döndüm. Koşturmacalı bir yaz döneminden sonra kızım okula, ben işe. Süt iznimi akşamları bir saat erken çıkarak kullanıyorum. Ece yi okuldan alıp öyle geçiyorum eve. Bizim artık Hülya ablamız var. Eylül ayında işe başlamadan bir ay önce katıldı ailemize. Ben çalışacağım için artık çocuklardan ve yemeğimizden sorumlu kendisi. Hülya abla bizim ilk görüştüğümüz kişi. İlk görüşte sevdik biz onu. Arada tanıdıklar da olunca içimiz pek bir rahat etti. Yani artık evde yemeğim olduğu için tek koşturmaca sebebim Ela oluyor. Bu koşturmacalar Ece ye hiç uymuyor ona kalsa yolda sallana sallana eve gitmek ister.

Yemek yedikten hemen sonra ödevlere başlıyoruz. Bana kalsa eve girer girmez başlarım ama hem çocuğa yazık, hem de benim ağırkanlı kızım için hemen diye bir tabir yok maalesef.

"Tttıı" fasikülü bitecek denmiş. Yani sekiz sayfa ödev bizi bekliyordu. Evde çok güzel okuyan, yazan kızım dün okulda yanlış okumuş. Öğretmen de kızmış." Haklı " dedim sana kızmakta, çünkü senden çok emin. Yanlış okumak öğretmenini şaşırtmış dedim.
Bütün akşamımız Talat'a alet aldırmakla, Ela'ya et tattırmakla, Lale'ye ip atlatmakla geçiyor.
Aslında yazısı çok güzel ama bu sayfada saat artık 22:00 yi geçmiş ve Ece de baya yorulmuştu. Ertesi güne sadece okuma ödevlerimizi bırakıyoruz. Çünkü Hülya ablamızın yapacağı o kadar çok şey oluyor ki, ödevleri yetiştiremez. Bu fotoyu dayımıza yollamak için çekmiştim , pek net çıkmamış herzaman ki gibi. Bu saatte Ela ve babamız çoktan uyumuş oluyor.
Ece ödev yaparken benim aklım mutfakta yoğrulmak için beni bekleyen sürkte. Sürk sanırım sadece bizim yöreye özgü bir kahvaltılık. Tuzsuz çökelek ve içine katılan baharatlarla yoğrulup hazırlanan nefis bir şey. Normalde hep annem yapıp bana verir ben ilk defa yapacaktım. Sebebi de Ece nin alerjisi. Dün doktora kontrole gittik ve herşey yolunda dedi dr ama hala market ürünleri yasak. Bize göre bu alerjinin sebebi stres. Ama yine de yediklerimize dikkat etmekte fayda var. Renkli, boyalı, asitli, baharatlı, katkı maddeli şeyler yasak dedi dr. Evde yapılan herşey serbest. Şimdi cips istiyor benden, tek zaafı. Artık onu da evde yapacağım. Varsa pratik, kızartmasız tarifleriniz çok sevinirim. Sabahları sadece evde sütten yaptığım peynir domates ve zeytin yiyordu epeydir. Sürk de çeşit olur diye düşündüm.
1 kg tuzsuz çökelek
2 çay kaşığı kimyon
Bir dolu avuç kekik ( bizim buraların yabani kekiği)
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı pul biber
Yarım çay kaşığı tarçın
1 yemek kaşığı çörekotu
1 yemek kaşığı tatlı biber salçası
1 tatlı kaşığı acı biber salçası
2-3 çay kaşığı da tuz

Yoğururken tadına bakıp damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz çeşnileri.

İçli köfte yoğurur gibi bir güzel yoğuruyoruz. Yoğurması zor bişey değil. Ben tek başıma ve ellerim bulaşık olduğundan fotoğraflayamadım. İşte sonuç. Yoğurması ve şekillendirmesi yarım saat falan aldı. Kağıt mendil serili bir tepsiye dizdim. Artık kurutma safhası. Ama bizim buralarda güneş bir kaç gündür göstermiyor kendini. Üzerine temiz bir tülbent serilip güneşte kurutuluyor normalde. İki üç günde kurur ama benim yaptıklarımın kuruması daha uzun sürecek sanırım. Altındaki kağıtlar ıslandıkça değiştirmek gerek. Kuruduktan sonra ( taş gibi olmayacak, amaç suyunu kurutmak, elinize aldığınızda şekli değişmeyecek sertlikte olmalı) ister poşetlerde buzluğa koyabilirsiniz, iste kavanoza koyup üzerini zeytinyağı ile doldurabilirsiniz. Bir de küflendirenler var ki, allah affetsin. O nasıl koku öyle! Kahvaltı servisinde de dilimlenip zeytinyağı ile servis yapılıyor. Salatalara konabiliyor, salatası yapılabiliyor, yine bizim buraların biberli ekmeğine , ıspanaklı böreğine katılabiliyor.

Çökelek o kadar suluymuş ki, sabah kalktığımda bu haldeydiler. Hülya ablamız yeniden şekillendirdi.

Afiyet olsun.

14 Ekim 2014 Salı

Bloğuma söz geçiremiyorum!

Oldum olası teknoloji özürlüyümdür. Bir türlü yıldızımız barışmadı. Cezbetmedi beni. Kafam almıyor elimde değil. Sanırım ben yokken bazı şeyler değişmiş bloglarda.

Bloğumda izleyiciler gadget ı yok, ekleyemiyorum.
Profilimi düzenlemek istiyorum, beceremiyorum. Fotoğraf kafam kadar çıkıyor.(
Sanki düzeltmeye çalıştıkça elime yüzüme bulaştırıyorum.
Fotoğrafları düzenleyemiyorum.Program kullanamıyorum. Ama sanırım bu kişisel değil de ofisteki pc yi kullanmamdan kaynaklı bir tedirginlik. Çünkü fotoğrafları kaydetmek istemiyorum. Eee akşam da evden pc başına oturmam rüya.
O yüzden imrendiğim bloglara salyalarım akarak bakıyorum.
Bir ben miyim böyle teknoloji özürlü?

Yoksa yukarıdaki basit işlemler için yapabileceğim bişeyler var mı?

Sevgilerimle

8 Ekim 2014 Çarşamba

Uzun bir aradan sonra MERHABA!

Hepinizi çok özledim. Nasıl bir dönüş yapacağım diye çok düşündüm. Defalarca yeltendim ama beceremedim. Kısmet olmadı bir türlü.

Mucizelerime bir yenisi daha eklendi. Hatta neredeyse dört aylık oldu.




Koşturmaca bir yaz tatili geçirdik.
Hala oldum. Alin Nur ailemize katıldı.

Okula başladık.

İğrenç bir alerjiye bulaştık. Üç haftadır bununla savaşıyoruz.

İşe geri dönmem dedim, Ay başında işe başladım.
Kötü bir bayram tatili geçirdik. Kızım sırf iğne olmamak için çikolata bile yemedi. Market ürünleri tamamen yasak. En organik bir şekilde beslenmeye çalışıyoruz. Neye karşı alerjimiz olduğunu bulana dek.

Şu bir gerçek blog dünyasına bir girdim mi kopamıyormuş insan. Yazamasa bile girip okumadan, bloglar arasında dolaşmadan duramıyormuş insan.

İnşallah artık daha sık göreceksiniz beni. Şimdilik bu kadar. İşe yeni dönmüşken dikkat çekmeyeyim.

Sevgiyle kalın

26 Kasım 2013 Salı

Birkaç Fotoğraf

Maalesef  son birkaç gündür bağlantı sorunu yaşıyorum.  Bu kağnı gibi bağlantı 12 yıllık iş hayatımda hep kaderim oldu. Herkes kablolu kullanırken ben en uç noktada olduğum için hep kablosuz kullanmak zorundaydım. Ya hep kopardı ya da kağnı hızında açılırdı sayfalar.

İşte tam da şu anda yakalamışken kreşte yapılan doğumgünü fotoğraflarından birkaç tane paylaşmak istedim. Bendenizin bu aralar beyni kuş kadar bile çalışmıyor. Geçen hafta makinenin şarjını arayarak geçirdim. Şarjı buldum ama şimdi de bağlantı kablosunu bulamıyorum. Dolayısıyla evde yapılan kutlamayla ilgili elimde fotoğraf yok şimdilik.



(Bu çocuk da kim???)



Ve mutlu son.
Gülen yüzün hiç solmasın meleğim.




21 Kasım 2013 Perşembe

Bugüne Dair.

Sabah saat 08:55 te eşime şöyle yazdım: (bazı yerleri değiştireceğim :D )
Ben:
Canım 5 dk sonra kızım dünyaya gözlerini açmıştı
Sedo:
 :)
Sedo:
elif senn gibi bir annesi olduğu için çok şanslı
Sedo:
ona çok emek
Sedo:
vryrsun
Sedo:
ilerde
Sedo:
büüyünce
Sedo:
şöle bir ardına bakıp kendisi için yaptığın şeyleri görünce
Sedo:
çok daha özel bir anne olacan
Sedo:
gözünde


Eşim beni çok gururlandırdı. Her ne kadar ara sıra ben bile kendimin çocuğu olmak istemezken, dilerim eşimin bu söylediklerini kızımın ağzından da duyarım.

İyi ki doğdun hayatımızın anlamı. Dilin pabuç kadar olsa da, ara sıra kavga etsek de, beni her daim babana şikayet etsen de, seni çok ama çok seviyorum.

Ömrün uzun bahtın güzel olsun. Başarı, sevgi, mutluluk , huzur, sağlık, doğruluk her daim yoldaşın olsun.

Bu da kızımın 5 yaşına dair günün notu olsun.

Not: Fotolar kutlamalardan sonra.

20 Kasım 2013 Çarşamba

Pinyata girişimi ve sonuç

Yarın mucizemin doğumgünü. Hayatımızın miladı. Hem kreşte hem de evde kutlayacağız. Evdeki kutlamalarda kendisinden başka çocuk olmadığı için her sene iki kutlama gerçekleşiyor. Ve bu sene son artık okulda kutlama. Değişik bişey yapmak istedim. Şimdiye kadar pinyataya hiç ilgi duymadım. Hazırlanması falan beni hiç cezbetmiyordu.

Arkadaşların tavsiyesi, yapım kolaylığı derken " vira bismillah" dedim cumartesi sabahı. İşe gitmeden bir gün önce kızımın şişirdiği balonu aldım, oturttum bir kabın üzerine. Unlu bulamaçı hazırladım. Gazeteleri kestim.
İlk katı kapladım, mutfağa bıraktım. Kuruması için de pencereyi açık bırakıp işe geldim. Eve akşama doğru geldim. Çok güzel kurumuştu. Hemen ikinci katı kaplamaya giriştik kızımla. Önce ellerimi bulaştıramam ıyy mıyy dese de, bir başladı ki, bulamaçtan ayırabilene helal olsun. Kapladık ve akşam olduğu için ( güneşe koymayın patlayabilir demişlerdi) balkona koyduk. Yarım saat geçmemişti ki bir ses! Önce ne olduğunu anlamadık. Sonra aklıma geldi ve balkona çıktım ki, balon sizlere ömür. Acayip sinirim bozuldu. Tekrardan yapmayı asla düşünmüyordum. Çünkü kuruması için zaman alan bişey. Aldım altındaki kapla birlikte direkt çöpe.

Vazgeçmeyecektim. Başka alternatifler düşünmeye başladım. Ayakkabı kutusu ile yapmak geldi aklıma ama eşimin " bomba ile mi patlatacaklar? " yorumuyla vazgeçtim. Sonra evde fon kartonları olduğunu hatırladım. Kafamda bir şekil belirledim ve hemen cetvel makasla yapmaya giriştim. Acemi olduğumdan bir saate yakın uğraştım bu basit prizmamsı şey için. Birleştirmesi zorladı , ben de nasıl olsa görünmeyecek diye zımba ve koli bandı kullandım. Gece 23:00 e kadar uğraştım. Uhumuz bitmeseydi süslemesini de yapacaktım.


İşte dün bite pinyatamız. Ece sabah gördü çok mutlu oldu. Yüzündeki ifade gece 00:00 ye kadar uğraşmama değmişti.









Son olarak bu sene ki aşurelerimiz. Rabbim her sene bu günleri nasip etsin.
Şimdi bu akşam poğaça yapılacak, meşrubatlar alınacak ve yarın kreşe gidecek malzemeler hazırlanacak. Daha çok işim var benim çoook. Asıl kutlama cumartesi. Hepinizi bekleriz.

Bu arada benim her sene ertelediğim İzmir seyahatini bu sene garantiye almak için Ağustos ayında biletlerimizi almıştık. Yıllık iznimin 8 gününü ayırdım ben bu seyahat için. Ama gel gör ki, işyerindeki karmaşık durumlardan dolayı iznimi erteleme durumları olabilir. Nolur dua edin de öyle bişey olmasın. Çok istiyorum ben İzmir'e gitmeyi yaa!!!