9 Şubat 2017 Perşembe

Tatilde ne mi yapıyoruz? Part - 2

Geçen seneden kalan 8 günlük yıllık iznimi sömestr tatilinin ikinci haftasından itibaren kullanmaya karar verdim. Maksat çocuklarla bişeyler yapmaktı. İlk haftasını evde nasıl geçirdiğimizi şurada anlatmıştım.

Yapacak listemiz hazırdı zaten.




Cumartesi kahvaltıdan hemen sonra hazırlanmaya başlamamıza rağmen yine geç kaldık avm de çocuklar için hazırlanan aktiviteye. Ama oraya varınca gördük ki, hiç de hayal ettiğimiz gibi değilmiş cupcake ve kokulu sabun atölyeleri. Ece hayal kırıklığına uğradı. Biz de trene binip , yemek yiyip evimize döndük.

Pazar günü Arena Sirki'nin son günüydü. Çocuklara bedava olan sirk için yetişkinlerden 20 tl gibi cüzi bir rakam alınıyordu. Patlamış mısırımızı evde patlatıp çantama attım. Evet cimrilik ettim. Hatta patlayan mısırı ig de paylaşınca ve sirk için hazırlık yaptığımı not düşünce, sosyal medyanın sirklere karşı olduğunu öğrenmiş oldum. Ama şükür ki izlediğimiz sirk sadece sihirbazlık, akrobasi ve cambazlıktan ibaretti. Denge gösterileri, çember içinden geçilerek atılan taklalar, merdiven ile yapılan gösteriler baya heyecanlı ve güzeldi. Çocuklar çok güzel vakit geçirdi. Ve biz bu gösteriler sayesinde sosyal medyada recm edilmekten kurtulduk :)

Pazartesi kalk gidelim diyen evi adam etmekti niyetim ama, mutfağa giren neden bir türlü çıkamazmış anladım. Sadece mideye çalıştım ve temizlik yapamadan o günü kapattım.

Salı günü muhteşem MOANA günüydü. Ece öncelikle yalnız gitmek istedi, arkadaşı bize katılınca arıza çıkardı ama, sonra yaptığının yersiz bir trip olduğunu anladı. Çünkü Dila ve Yeşim ile  çok güzel vakit geçirdiler. Sinema 2,5 yaşındaki çocuğun kucakta izlemesine izin vermedi, ona da bilet aldım. Ela nın ilk sinema deneyimiydi, sesten ürkünce kucağımda izledi tüm filmi. Kimse de gelip kucakta film izlemek yasaktır demedi. Boş koltuğa para ödedim anlayacağınız. Ama yine de film süperdi. Ela çok eğlendi, beni hiç yormadı. Bundan sonra animasyonları kaçırmayız CANIMSIN :D




Çarşamba hastane günümüzdü. Ecenin alerjisinin sebebini bulmak için alerji testi yaptırmaya karar verdik. Çıkan test sonucunda alerjisi olmayan şeyleri yazsam daha az vaktimi alır. Yok yoktu. Yumurta, polen, toz, küf, çimen, plastik, yün, kavun, balık, bezelye, ceviz, muz ...buna da şükür. Güya ben de ellerimdeki uyuşma için doktora görünecektim ama Ece'nin sonucundan sonra vazgeçtim. Zira Ela ile taşıdığım montlar çanta ile çok yorulmuştum.

Perşembe dışarıda kahvaltı yaptıktan sonra babaannelere gittik. Ece babaannesinden en sevdiği yemeği istemişti. Fırında patatesli tavuk :) Kimse babaannesi gibi yapamıyormuş. Babaannede seve seve yaptı sağolsun. Yemekten önce aklıma esen bir fikirle çocukları yengelerine bırakıp, kocamla yıllaaar sonra sinemaya gittik. Ata Demirer'in filmi. Biz çok eğlendik. En çok da organik amonyak sahnesine :) Çocuklar yormamıştı babaanneleri ile yengelerini. Akşam tüm aile bir arada çay keyfi ile güzel bir gün daha sona ermişti.

Cuma Ece'nin sınıf arkadaşına gittik. Ece arkadaşlarıyla oyun oynamak yerine hep yanımda oturmayı tercih ediyor. Bu da bana garip geliyor. Ben yönlendiriyorum genelde oyun oynaması ya da arkadaşlarıyla vakit geçirmesi için. Ela bu konuda daha rahat.

Cumartesi yemeğe misafir davet ettik. Babamızın tuttuğu balıklar sonunda midemizdeki yerini alacaktı.

Pazar günü ne yaptığımızı unuttum desem. Deminden beri düşünüyorum ama hatırlayamadım. Hah buldum Yeşim'in doğumgününe gittik.  Çocuklar için güzel oldu tatile doğumgünü ile veda etmek. Yeşim bizim her zaman favori arkadaşımız oldu zaten. Kibar güzel kızım benim. Ela'nın Emiş'i o bizim için :)

Pazartesi ve salı günü de evde yapılması gereken işler ve çarşamba şükür ki işbaşı. Listemizi okuduysanız çok fazla avm de ya da başka mekanlarda vakit geçirmememize rağmen bunları yapmak bile baya bir maliyetli. Yani atlara binip, oyun salonlarına gidip, kayak yapıp, seyahat falan etseydik mazallah.

Araya bir örgü sıkıştırıp panduf giymeyen Ela'ya bir patik öreyim dedim onu da beceremedim. Tutturamadım ne sayısını ne modelini. Vazgeçtim.

İşte böyle geçti bizim tatilimizin ikinci haftası. Bu postu sabahtan beri nasıl toparlayacam diye düşündüm. Ortaya karışık bişey oldu işte.

Hepinize sevgiler, saygılar iyi hafta sonları.

8 Şubat 2017 Çarşamba

Challenge #15. #16. #17 gün ve çelınc biter

On beş yaşındaki birine vereceğin nasihat ne olurdu?



Çok okumasını, kitapla dost olmasını söylerdim.









Kağıda bir şey çiz ve bize göster.


Üstün resim yeteneğimle hayalimi çizeyim bari :)








2017'de olmasını çok istediğin bir şey.

Eşimin işlerinin eski haline dönmesini ve bu sıkıntılı günleri geride bırakmayı istiyorum. Ve de Ece'nin ürtikerinin sebebini öğrenip çözümünü bulmak istiyorum.




                                                              THE END


Çelınc biter. İşe geri dönülür. En kısa zamanda diğer postumla aranızda olacağım efenim.
Esen kalınız.

31 Ocak 2017 Salı

Challenge #13. ve #14. gün

10 yıl sonra nerede, nasıl yaşamak istiyorsun?

Buna hayalimde ulaşabilirim zaten :)
Bana bu yeter.
10 yıl sonra büyük ihtimal Elifim üniversitede olacak, Ela'da lise.Tabi ben de emekli :) Deniz kıyısında            ( Karaağaç'ta) küçük bir evimiz olsun istiyorum. Annemlere yakın. İçini minimalist bir şekilde döşemek, bahçesiyle uğraşmak istiyorum. Örgü örmek, bol bol okumak istiyorum. Eşime bir tekne almak ve onu balığa büyük bir umutla uğurlamak istiyorum. Sonra kızımı hangi şehirde üniversite okuyorsa yanına gidip ziyaret etmek istiyorum. Ve tabiki eşimle seyahatlere çıkmak istiyorum. İsteyenin bir yüzü vermeyenin :)









Keşke arkadaşım olsa dediğin ünlü kim?

Wuu zor soru bu yaw. Şeyma Subaşı :P  Hayatı laylaylom. Sürekli tatil modunda. Takıl ona hayatını yaşa. Şaka bir yana Yılmaz Özdil ve Cem Yılmaz'ın arkadaşı olmak isterdim.

28 Ocak 2017 Cumartesi

Challenge #11. ve #12. gün

Dolabındaki en eski kıyafet ( fotoğrafı ve anlamı)

Aslında bundan da eskisi vardı ama dolabımda değil, bazadaki hurçta. (Bir kazak, kot bir elbise, bol paça beyaz bir pantolon. Kızıma saklıyorum.) Bu abiyeyi kardeşimin düğünü için 2005 te İzmir'den almıştım. Çok net hatırlıyorum 300 liraya almıştım o zaman.Maaşım da hemen hemen o kadardı. Fıstık yeşil midir, uçuk yeşil midir ne deniyorsa o renk. O zamanlar 40 bedendim. Şimdi ise 40 beden olmak için neler vermezdim. (Ama bende bu gırtlak varken peeh. Mesela bu postu yazmadan önce aşağıdaki fırından tahinli çörek alıp çay eşliğinde mideme indirdim.) Hayatımda iki defa giydim. Kardeşimin düğününde ve daha sonra da patronumun kızının Mardin'deki düğününde. Ondan beridir dolapta duruyor. Bir kaç abiyem daha var böyle dolapta duran. Kınamda giydiğim bakırımsı yanık kahvemsi elbise. (Renk tanımlamasında kötüyüm sanırım.)Kayınbiraderimin düğünü için aldığım saks mavisi elbise. Bir çılgınlık anı bekliyorum gözümü karartmak için. Az kaldı hissediyorum dolaptaki işgallerine son vereceğim.  Fotoğrafı akşam çektim, hatta alarm kurdum unutmamak için. O yüzden çok net değil kusuruma bakmayın.






Son 10 yılda hayatında neler değişti?

Evlendim :) O sıralar Te.... Ltd Şti. ndeydim. Sonra patronlar ayrılma kararı aldı. Biri beni yanında götürmek istedi. Babam olarak bildiğime bunu dile getirince "git kızım" demişti. Ve benden böyle çabuk vazgeçtiği için hep gönül koydum. Sonra Öz... Lojistik'e geçtim. Bir buçuk sene çocuk hem istemedik hem de olmadı. Daha sonra işyerimdeki bazı değişiklikler yüzünden başka bir yerden gelen teklifi değerlendirdim ve Ya... Group'a transfer oldum. 2008 den beri buradayım. İş görüşmesine geldiğimde çocuğumuz olmadığını ve düşünmediğimizi söylemiştim ama daha bir ay geçmemişti ki hamile olduğumu öğrendim. İşyerimde bazıları tarafından pek hoş karşılanmasa da senemi doldurmadan doğum iznine ayrılmak zorunda kaldım. Elif Ece'm ailemize katıldı. Kızım 40 günlüktü iş kaybetme korkusu yüzünden işime geri dönmüştüm. İlk düldülümüzü aldık. Araba sürmeyi baya bir geliştirdim, öyle ki eşimin ve kızımın şoförlüğünü yapıyordum. Elifim kreşle tanıştı. İkinci prensesim de 2014 de hayatımıza katılınca, artık çalışmam diye düşünüyordum. Ama hayat sen plan yaparken sana gülüyormuş. Bakıcımız Hülya abla da katıldı aramıza. İlk düldülümüzü değiştirip yeni bir araba almaya karar verdik ve aldık da. Tabi kredi de çektik biraz. Herşey yolunda giderken , benim değil de eşimin işyerinde son bir yıldır herşey durdu. Bu da hayatımızı baya olumsuz bir şekilde etkiledi. 1,5 yıl sonra bakıcımızla yollarımızı ayırdık. Okul başlayınca eşimin işleri de yoluna girer diye düşünmüştük ama olmadı. Bu sene dayımızın eşi çocuklara bakabileceğini söyledi. Artık Alin ile Nida'da bizimleydi. Hala işyerinden gelecek olumlu bir haber bekliyoruz. Eşim çıkışını talep ettiyse de verilmedi. Bakalım 2017 bize ne süprizler sunacak? Son 10 yılda artık evli, iki prenses ve kredi borcu hala devam eden araba sahibi bir kadınım. Ama çok şükür bu zor süreci çok güzel atlattık eşimle. Neredeyse çok az tartıştık. Ela ile çok ilgili. Ev işlerinde baya bir yardımcı oluyor artık bana. Birbirimizden uzaklaşmak yerine birbirimize daha çok bağlandık. Her şerde bir hayır varmış gerçekten.

27 Ocak 2017 Cuma

Tatilde ne mi yapıyoruz?

20 Ocak itibariyle tatile girdi canım kızım. Dolayısıyla beni aldı bir gerginlik. Çünkü tatil demek sıkınılan günler demek. Hemen planlar yapmalı. Kızımın ilk planı işyerime gelmek. Anne patron orda mı? Anne bugün işyerine gelim mi?

Tatile girmeden zor bela karar vererek seçtiğim iki puzzle siparişi vermiştim. İlk önce puzzle a başladık 500 parçalık olanla. Ben kızımdan daha heyecanlıydım ama evdeki minik cüce bir rahat vermiyordu ki. Biz puzzle yaparak kafa dağıtmayı beklerken parçası kaybolacak diye gerildik resmen. 1 saat sonra halımızı toplayıp kaldırdık. Artık sesim yükselmeye başlamıştı çünkü.

Pazartesi ve salı günü öğleden sonraları işyerime geldi. Ödevlerinin birazını da burada yaptı.

Çarşamba akşamı örgü öğretmeye karar verdim kendisine. Bu blog sayesinde heveslendim. Önceden aldığım örgü şişlerini çıkardım ve başladım anlatmaya. Benden öğretmen olmazmış onu anladım. Çarşamba akşam başladığımız örgümüzü ertesi gün ben işteyken bozmuş. Perşembe akşamı yeniden başladık. Sonuç gayet güzel şimdilik. Ben de kızım kadardım annem bana örgü öğrettiğinde. Açılın örgü dünyası Elif Ece geliyor :)
İki sıra sonra aradan ilmek kaçtıysa da yakaladık bir yerden :) İki şişle örmeyi, tığla örmekten daha çok sevdi. 



Sonra takip ettiğim bloglardaki  tatil faaliyetlerini okuyunca gözüme şu çarptı. Tuzdan seramik hamuru. Hemen not ettik yapılacaklar arasına. Benim tarifim 1 bardak tuz - 2 bardak un - 1 bardak su. Hemen yoğruluyor ama çocuklar hamuru şekillendirirken elleri beyaz beyaz oldu. Ece çok sevdi bu faaliyeti. Akşam geç olmuştu fırınlayamadım. Kendi kendine kurur diye umarak bir kenara bıraktım. Sonra boyama aşamasına geçecez.


Bugün cuma, yengesi avm ye götürecekmiş. Bugünü de kurtardık ;)

Evet yarından itibaren izinliyim 8 gün. Asıl eğlence şimdi başlıyor. Kendi çapımda bir liste yaptım kızlar için. Onu da tatil dönüşünde paylaşmaya çalışırım. Çünkü ben telefondan pek bloğa girip post yazamıyorum. Çelıncın kalan sorularını şimdiden hazırladım. Evden direkt yollayabileyim diye.

Hepinize iyi tatiller.
Sağlıcakla kalın.

26 Ocak 2017 Perşembe

Denizin bize sundukları

Şu challenge başladığından beri ne yazsam diye düşünme derdinden kurtuldum. Ama hep çelınc hep çelınc nereye kadar di mi?

Bloğumu takip edenler eşimin balık tutkusunu bilirler. Babamız uyku özürlüdür ve sabahları çok erken uyanır.Ben de tam tersi bayılırım yatakta keyif yapmaya.  Sabah kahvesini içtikten sonra soluğu sahilde, deniz kenarında alır. Eskiden yani zenginken :) botu vardı. Hemen hemen her hafta kardeşimle ava çıkarlardı. Şimdi artık kıyı balıkçılığı yapıyor garibim. Ama maşallah ganimet baya iyi. Balık tutunca değmeyin keyfine.Bir ara baya büyük bir balık tutmuştu ve o heyecanla gelip beni uykudan uyandırmıştı. Yatak odasına kadar getirdiği balığı bana göstermişti. Bazen bir bazen iki balık tutuyor iki saat kadar bir sürede. Biz de biriktirip kendimize balık keyfi yapıyoruz. Ben levreği severim. Çocuklara da kolay yedirebiliyorum. Şansıma da son tuttukları hep levrek.
Bloğumda kocamın şaheserlerine yer vermezsem olmazdı. Seni seviyoruz Sedo baba. Emeğine sağlık. Allah oltana zeval vermesin.




Bu hafta sonu bu balıklar süsleyecek soframızı. Buyrun beraber yiyelim.

Challenge #9. ve #10. gün

Göç etmek zorunda kalsan yaşamak için seçeceğin ülke.

Ülke değiştirmeme gerek olduğunu düşünmüyordum, son zamanlara kadar. Memleketimi severim, cennet gibi bir yerde yaşıyorum tek şikayetimiz yazın aşırı sıcaklar. Buna rağmen hep Ege'de yaşamak istemişimdir. Yine bir kasabada, denize yakın bir yerde ya da İzmir'de.
Ama artık ülkem çocuklarım için yaşanmayacak duruma geldi. Onlar için göç etmek isterdim. Ben çocukluğumdan beri Singapur hayaliyle yanıp tutuşurum. O zamanlar Barış Manço'nun Dünya Turu diye bir programı vardı. Orada izlemiştim ve temizliğine hayran kalmıştım. Singapur'da yaşanır mı, standartları , olanakları nelerdir bilmiyorum ama, Avrupa'da  yeşili çok olan bir ülkeye de göç etmek isterdim mesela ; halamızın yaşadığı Linz olabilir. Sonra Deli Anne'nin paylaştığı muhteşem fotoları görünce İskoçya.  En son olarak çocuklarımın adam gibi eğitim alabileceği, eğitim sisteminin örnek gösterildiği Finlandiya'da karar kılıyorum.

Asla unutmak istemediğin anın.

Kızlarımın doğum anlarını, onların gelişlerini beklerken ki anlarımı, onlarla ilk buluşmamızı hiç unutmayacağım sanırım.
Ece'yi doğurmak için doğum öncesinde yapılan hazırlıkları, açılan damar yollarını, çok susadığımı ve çorabımı çıkarmak istemeyişimi hep hatırlayacağım. Ece'yi ilk defa doğum perdesinin üzerinden bana el sallarken görmüştüm. Doktorumuzun böyle bir şey yapmasını hiç beklemiyordum. Tepemden bana bakan Ece ve doktorun seslendirmesi " merhaba, ben geldim annee ". Tek damla yaş süzüldü gözümden.

Ela'da daha tedirgindim. İşlemler daha uzun sürdü. Yan tarafa bakmamı istediklerinde görmüştüm Ela'yı. Ona çirkin deyişimi ama odada ilk gördüğümde ise söylediğimin aksine pembe, güzel mi güzel minik yavrumu görünce içimde kelebeklerin uçtuğunu hiç unutmayacağım.

Fotoğraflarını paylaşmak isterdim ama telefonun galerisini geçenlerde aktardım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...