29 Ağustos 2012 Çarşamba

28 Ağustos 2012 Salı

Meleğim

Sabah yatağıma gelen cimcimeyle hasbihaldeyiz.

E: Anne haydi kalk saat on oldu. ( Babamın yöntemi. Eskiden bizi uyandırmak için saati hep ileri söylerdi .)
N: Hayır annecim saat daha yedi. Hem eğer saat onsa, ben işe geç kaldım demektir. Eyvah! Patron beni işten kovacak

Ece hanım güler ve şunu der:

E: Allahım, sen hamile kaldın ya.Sonra içinden bir melek çıktı. İşte o benim, ben seni korurum .

-----------------------------------------

Birgün Ece hanımı yıkıyorum.

N: Annecim kollarını kaldır.

Ece durur, ellerini açar, dua eder ve yüzüne götürür avuçlarını.

N: Aşkım ne yaptın?
E: Dua ettim. Annem , babam ölmesin diye .

-----------------------------------------

Aslında bunun gibi çok muhabbetlerimiz oluyor Ece ile. Ama ben, tembel anne maalesef not almayı unutuyor :(

17 Ağustos 2012 Cuma

DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN!!!!



HUPHUZURLU, 
                         MUSMUTLU, 
                                              SAPSAĞLIKLI, 
                                                                      TAPTATLI, 
                                                                                       ŞEPŞEKER 
                                                                                                         BAYRAMLAR
                                                                                                                     DİLİYORUM.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Böyle sorulara, böyle cevaplar.

Mimlendim.Sevgili Dilek tarafından.Cevapların bazıları kolay, bazıları sallama, bazılarıysa baya bir düşündürdü.

Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?
Bilmek istemezdim. Diyelim ki öğrendim, kesin zırtıllardım. İşi bırakırdım. Sevdiğim insanlarla daha çok vakit geçirirdim. Kızıma güzel şeyler yazardım. Nasihatlerde bulunurdum. Beni nasıl hatırlamak istediğini sorar, son zamanlarda öyle davranmaya gayret ederdim.Değişirdim. Kafama takmazdım. Nasıl olsa öleceğim diye yeni şeyler almazdım. Belki de hayata küserdim.

Fobileriniz , takıntılarınız var mı ? Varsa neler ?

Takıntılarımı daha önce başka bir mimde cevaplamıştım. Fobilere gelince, börtü böcek, ama en çok hamam böceği,ölüm,iğne… Düşününce aklıma başka bişey gelmedi nedense. Yoksa genel anlamda tırsak biriyimdir zaten.

Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız?

Ohh be! Hayat varmış” derdim. Var mı yalnızlık gibisi. Hey Özgürlük!

Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız ? Neden ?

Hiç yurtdışına çıkmadım. Singapur u görmek isterdim. Taa Barış Manço’da izlediğimden beri.

İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz ? 

Eşim tarafından öpüldüm ve prensese dönüştüm

En son yaşadığınız küçük düşürücü , unutamadığınız olay ?

Pantolonum sökülür, askım kopar, üstümü kirletirim,hangi birini anlatayım ki? En sonuncusu; kaynımın düğününde tam da halaya kaptırmışken kendimi, elbisemin askısının kopmasıydı. Wc de dakikalarca tutturmaya çalıştık.

Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?

Kredi kartım, ped, kağıt ya da ıslak mendil.

Hayatınızın bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz ?

The Blind Side filmi olsun isterdim. Duygu yüklü, çok güzel bir başarı öyküsü. 

En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız ? 

Uzun yola bayılırım.

İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapacağınız ilk şey nedir? 

İşyerinde gıcık olduğum birkaç şahıs var. Ben onlara yapacağımı bilirim.

Kendimizi kötü hissettiğimizde yaptığımız şeyler?
Ağlarım.

Kimi mimlesem, kimi mimlesem?

Oytunla Hayat
Adanın annesi
Dürr-i Yekta
Özlemce annelik halleri
Hanımiğnem
NilBerkim
Cebimdeki Renklerim
Canboram

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Kahperengi

İşler yoğun, bağlantı berbat, masamın üstünde muşamba, ofiste tadilat derken araya bu kitabı da sıkıştırdım.


Yazarın okuduğum ilk kitabı. Dili sade ve akıcı. İnsanın elinden bırakası gelmiyor. Geçmişi ve şimdiyi çok güzel anlatıyor. 


Moskof Recep'i, Kara Hatice'si, Sümsük Şadiyesi, Piç Mehmet'i, Yampiri Erdoğan'ı, Kaltak Ümmühan'ı, Şımarık Irmak'ı, Dost Deniz'i, Playboy Atıf'ı, Dengesiz Fırat'ı ve Zavallı Narin'i ile kitabı çok beğeneceğinize inanıyorum ben.Kitapta tasvirler süper. Kitabı okurken Narin'le birlikte siz de Yaslıhan da hissediyorsunuz kendinizi. 


"Küçük bir Anadolu kasabasından İstanbul’un ışıklı gecelerine uzanan bir yolculuğun hikâyesi. Sevginin değil, mecburiyetin birlikte tuttuğu bir ailede büyüyen Narin ilk kez âşık olduğunda yolların nihayet daha büyük yollara bağlandığını, o büyük yolların da başka şehirlere, ülkelere kavuştuğunu anlar. Ve biri gittiğinde arkasında bir yol bıraktığını. Ama o yolların nefrete, ihanete de açıldığını anlaması için aradan yılların geçmesi, dostlukların sınanması, kaybedilenlerin bulunması gerekecektir."


Ben kitabı beğendim. Sonu farklı olabilirdi. Ama kitapta bir Deniz var ki, böyle bir dostum olmasını çok istedim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...